MERSİN TİCARET VE SANAYİ ODASI
Türkçe English
MTSO 13. Yıl
ÇAĞRI MERKEZİ 0850 304 33 33
Mersin
Mersin
Mersin
Mersin
Mersin Cennet Cehennem

Yeni bir yıl, yeni umutlar... 22.12.2015 tarihinde yayınlandı

2001 yılında ülke siyasetinde yaşana gerilim sonrasında yapılan bir erken seçimle 2002 yılından itibaren yeni bir hükümet iktidara geldi. Taze bir kana ihtiyacı olan Türkiye Adalet ve Kalkınma Partisinin kurduğu bir hükümetle, özellikle makro ekonomide taviz vermeyen bir strateji izleyerek, ülke maliyesini kısa sürede son yaşanan krizleri unutturacak düzeyde olumlu bir noktaya getirdi.


Yeni bir yıl, yeni umutlar...

2001 yılında ülke siyasetinde yaşana gerilim sonrasında yapılan bir erken seçimle 2002 yılından itibaren yeni bir hükümet iktidara geldi. Taze bir kana ihtiyacı olan Türkiye Adalet ve Kalkınma Partisinin kurduğu bir hükümetle, özellikle makro ekonomide taviz vermeyen bir strateji izleyerek, ülke maliyesini kısa sürede son yaşanan krizleri unutturacak düzeyde olumlu bir noktaya getirdi.

Siyaset yerine ekonomi odaklı bir parti politikasıyla dünya ekonomisini yöneten kurumların olumlu yorumlarını aldı. Özellikle dış politikada ülkenin izlediği politikalar komşularla ilişkilerde devrim yarattı, yeni ticaret ilişkileri ekonomiye, ihracata yansıdı. AB üyelik sürecindeki gelişmeler ve iktidarın bu konudaki büyük çabası ve istekliliği- ki bir Avrupa Birliği Bakanlığı kurulması bu istekliliğin bir göstergesiydi- en büyük ticaret partnerimiz Avrupa ile bizi daha da yakınlaştırmıştı. Ülkenin demokratikleşme sürecinde atılan adımlar daha demokratik bir Türkiye’ye giden yolun göstergesiydi ve hem içte hem de dışta çok olumlu bir Türkiye, hatta Orta-Doğu için bir rol-model Türkiye ortaya çıkarıyordu. Ekonomik anlamında devlet iş dünyası ile hiç olmadığı kadar iş birliği içindeydi. Ülkenin sanayi Strateji Belgesi, Dış Ticaret Strateji Belgesi, uzun vadeli planlar hep iş dünyası ile ortak akıl toplantıları sonunda oluşuyordu. Bu da reel ekonomiye; iş, üretim, istihdam, ihracat olarak geri dönüyordu. İhracat rekorları kırılıyor, işsizlik düşüyor, İMF borçları sıfırlanıyor ve gerçek anlamda ülke olarak ihtiyaç duyduğumuz moral ve güvene kavuşuyorduk.

Ancak, 2008 yılı sonlarında Dünyanın bile beklemediği bir finans krizi kara bir gölge gibi üzerimize çöktü. Amerika’da başlayan ve sonra Avrupa’ya yayılan kriz bir süre bizi etkilemedi. 2002-2008 arasında ülkenin KOBİ’leirin güçlenmesi, mali yapının güçlenmesi, bütçenin iyi yönetilmesi ve girişimcilerimizin büyük çabaları ile bir süre bu krize direndik. 2009 sonrasında reel ekonomi bu krizin olumsuz etkilerini görmeye başladı. Yıl 2015’in sonu ve neredeyse yedi yıldır dünya ve Türkiye bu krizle boğuşuyor. Avrupa Birliğinin devam edip edemeyeceği sorgulanıyor. AB içinde bazı devletler iflasını ilan ediyor. Hatta ABD ve AB yeni bir serbest ticaret anlaşması ile bu krizi aşmaya çalışıyor. Kolay değil tam 7 yıldır ülke olarak bu büyük küresel krize direniyoruz. Bu noktada Türk girişimcisinin, ihracatçısının, sanayicisinin çabası takdire şayandır. İhracat bir seviyede donmuş gibi görünebilir ama böylesi zor zamanlarda olanı korumak bir önemlidir. İşin bizim açımızdan iyi yanı, eskiden genelde krizler kendi hatalarımızdan çıkardı; bu kez gerçek anlamda bizim dışımızda yaşanan bir krizin bize yansımaları ile mücadele veriyoruz.

Bu arada kriz devam ederken ve 2015 yılında dünya hala 2008 öncesi ekonomik düzeye ulaşmaya, ticaret hacmini yakalamaya çalışırken, bu sefer de son yıllarda başlayan Arap Baharı hareketi ile sıkıntıya giren Kuzey Afrika pazarımız, ardından Arap Baharının Orta Doğu’ya sıçraması ile Suriye ile aramızın açılması ve bu gün gelinen nokta ve devamında Rusya’nın konuya dahil olması ile Kuzeyimizdeki pazarın kapanma noktasına gelmesi… Tüm bu resme baktığımızda; 2008 küresel finans krizi, Arap Baharı, Suriye iç savaşı, Rusya krizi süreçlerinin kapsadığı toplam 7 yıl… İşte tüm bu sıkıntıların içinde üretmeye, istihdam etmeye, ihracat yapmaya çalışan bir iş dünyası.

Tüm bunları bir umutsuzluk yaratmak adına değil, aksine tüm bu sıkıntılara rağmen devletimizin ve iş dünyamızın bu sıkıntılı coğrafyada ayakta durabilme başarısını belirginleştirmek için bir kontrast çiziyorum. Başarı diyorum çünkü bir yandan etrafımızdaki ateşin yansıması olan terör eylemleri, bir yandan ateşe çekilmeye karşı direnen bir ülke, bir yandan her şeye rağmen sosyal huzurunu koruyan, ekonomisini, döndüren bir ülke… Bu noktada, tüm bu başarıların ve ayakta kalabilmenin ardında, bu bölgedeki ülkelerden farklılık gösterebilmenin ardında yatan, artık bir asra yaklaşan Cumhuriyetin bize kazandırdıklarını görmek gerekiyor. Her çabaya rağmen parçalayamadıkları, bölemedikleri, ayrıştıramadıkları bir millet; öte yandan, her şeye rağmen sorunların arasında slalom yapan ve kendi yolunu çizen, küresel ekonominin parçası olmaya devam eden bir iş dünyası… Bunlar aslında gecenin ardındaki şafağı ve aydınlığı bize gösteriyor. Bizler iş dünyası olarak gerçekçi insanlarız. Kötümser insan girişimci olamaz ki. Biz ülkemizin geleceğinden çok ama çok umutluyuz. Çünkü, insanımızı tanıyoruz, Cumhuriyetimizin kazanımları olan değerlerin yarattığı gücü biliyoruz. Aslında böylesi zor zamanlar bizim kendi içimize dönme zamanları olmalıdır. Etrafımızdaki sıkıntı yaşayan ülkelere baktığımızda bu ülkelerin sıkıntı yaşadığı, onları bu hale getiren konuları iyi irdelemeli ve eğer bizde de benzer sorunlar varsa, şimdiden başkaları müdahale etmeden biz kendi irademizle bunları düzeltmeliyiz. Bu bir taviz değil, aksine ülkemizin gücüne güç katmaktır. Örneğin ortak akıl ile daha demokratik bir Anayasa hazırlamak, hukuk sistemimizde tarafsızlığı sağlayacak sistemi kurmak, eğitimde bizi 21. Yüzyıla hazırlayacak reformları yapmak, ekonominde yapısal reformları gerçekleştirmek, özgürlükleri genişletmek vb. Daha birçok konu sayılabilir. Bu konularda yapılacak reformlar, özgürlüğü, bireysel özgürlükleri arttıracak adımları atmak ve etnik-din kökeni ne olursa olsun her bir insanımızı bu Cumhuriyetin onurlu bir vatandaşı yapacak düzenlemeleri ve kucaklamaları gerçekleştirmek bizi gelecekte her zorluk karşısında ayakta tutacak şeyler olacaktır. Baskıların, anti-demokratik yaklaşımların, özgürlüklerin kısıtlanmasının, vatandaş arasında ayrımcılık yapılmasının, mezhep ve etnik siyasetin çevremizdeki ülkelere neler kaybettirdiğini çok net görüyoruz. Ancak, özgürlüklerin artmasından, demokrasiden, her vatandaşa eşir muameleden ve hukukun üstünlüğünden zarar gören devlet sanırım tarihte yok…

Bundan dolayı bilimi, bilgiyi, demokrasiyi, hukuku üstünlüğünü ve bireyi merkez alan Cumhuriyet değerlerini yüceltmek asli görevimiz olmalıdır. Bu anlamda Mersin bu değerlere sahip bir kent olarak, ülkesinin her alanda zenginliği olmaya devam edecektir. 130. Kuruluş yıl dönümünü kutlayan Mersin Ticaret ve Sanayi Odası ise daha çok üreterek, daha çok iş yaratarak, ülkesinin ve Mersin’in; ekonomiden eğitime, kültür-sanattan spora, sosyal yaşam kalitesine kadar her alanda katkı koyan bir camia olmaya devam edecektir. Mersinliler için varız, milletimiz için varız…

Bu duygularla; Mersin Ticaret ve Sanayi Odamızın tüm üyelerinin, tüm Mersinlilerin yeni yılını şimdiden kutluyor; yarınlarımızın bu günden daha refah, daha huzurlu, daha gelişmiş olacağına olan inancımızla tüm milletimize iyi yıllar diliyoruz.


Sayfa gönderiliyor. Lütfen bekleyiniz

ARKADAŞINA GÖNDER