MERSİN TİCARET VE SANAYİ ODASI
Türkçe English
MTSO 13. Yıl
ÇAĞRI MERKEZİ 0850 304 33 33
Mersin
Mersin
Mersin
Mersin
Mersin Cennet Cehennem

Başkan Makaleler


29.05.2017 Sanayi 15’ten, sanayi 25’e nasıl geldik? Sanayi, yani ülkenin endüstriyel üretme gücü, imalat gücü dokunduğu yeri değiştiriyor ve geliştiriyor. Dünyada da böyle, ülke içinde de böyle. Bugün Türkiye’nin sanayisi gelişmiş kentlerine baktığımızda, bu hamlelere başlamadan önceki durumları ile dağlar kadar farkları olduğunu görürüz. Refah anlamında fark var, sosyal gelişmişlik anlamında fark var. Çünkü sanayi dokunduğu yeri değiştiriyor ve geliştiriyor. Gaziantep, Kayseri, Konya; Anadolu kaplanları dediğimiz bu iller sanayi hamlelerinden önce sıradan kentlerdi. Bugün marka sıfatıyla anılıyorlar. İzmir ve Ege incir ve üzüm sattığı günlerde neydi, bugün sanayi temelli büyüme ile ne durumda? 40 yıl önce Bursa sembolik bir Osmanlı başkenti olmasının ötesinde, tarihi bir değerin dışında ne idi, bugün Bursa’nın gücü nedir ve neden dolayıdır? İstanbul hinterlantındaki Trakya ve İzmit Körfezi’nin sanayi gücü olmasa bugünkü İstanbul olur muydu? Aynı şey Mersin ve Adana için de geçerlidir. Mersin’i ve Adana’yı büyüten şey nedir? Evet, sanayi dokunduğu yeri gerçekten değiştiriyor ve geliştiriyor. Refah oluşuyor, istihdam oluşuyor, yan sanayi ile KOBİ’ler gelişiyor, ticaret artıyor ve sosyal yaşam kalitesi artıyor. Eğer 80 milyona yaklaşan genç bir nüfusunuz varsa üretim, yani sanayi temelli bir büyüme kaçınılmazdır. Üretmeyen bir Türkiye’nin sağlıklı bir ekonomik geleceği olamaz.
17.04.2017 Üçüncü Milenyumun Yeni Gerçekleri…      “ Derisini değiştirmeyen yılan ölür…” Her beş-on yılda bir iktisat bilimciler, ekonomistler ve gelecek bilimciler yeni bir kavramı gündeme getirir. Herkes bu kavramları konuşur, tartışır ve bunun üzerine siyasi ve ekonomik politikalar oluşturur. Bu anlamda son 15-20 yılın en önemli kavramı küreselleşmeydi. Bu kavramların özünü erken tespit edenler, erken karar verenler, oluşturdukları doğru politikalarla pastadan daha büyük pay almayı başardılar. Türkiye, küreselleşme kavramını kısmen de olsa yakalayabildiği için ekonomisini büyüttü, bugün dünyanın 17,  Avrupa’nın 6’ıncı büyük ekonomisi haline geldi. Ancak bu kavramlar sadece ekonomi değil, sosyal ve siyasi tüm alanlarda bir bütün olarak algılandığında gerçek başarıya ulaşılmaktadır. Bundan dolayı, ülke olarak gerçek potansiyelimize paralel bütüncül bir gelişme içerisinde olduğumuz söylenemez.  İstihdam sıkıntısı, üretimdeki sıkıntı, ileri teknoloji ve Ar-Ge konusundaki düzeyimiz, eğitim seviyemiz ve içeriği, ihracat-ithalat dengemiz, ihracatta ithal ara malı bağımlılığımız gibi konular… Tüm bunlar bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken konular olarak önümüze çıkmaktadır. İşte önümüzde yeni bir fırsat ve yeni bir yapılanma modeli. Bir söz vardır “talih hazır olana güler” derler. Son yılların tecrübesi ile bu sefer bu yeni rüzgarı kaçırmamalıyız.
20.03.2017 Mükemmel bir bütün, Mükemmel parçalardan oluşur… Siyaset kendi işini yapmalı, iş dünyası da kendi işine odaklanmalı. İş dünyası gerektiğinde siyasi makamları tespit ettiği yapısal eksiklere yönlendirmelidir. Ne yazık ki ülke olarak tüm kesimlerin siyaset çemberi içinde bir kısır döngüye girdiğini, görüyoruz. Gündemimiz hep siyaset… Hiç kimse kendi alanındaki eksiklere ve gelişmelere odaklanmıyor, odaklanamıyor. Siyasetin, özellikle de ayrımcı, kutuplaştırıcı siyasetin olumsuz atmosferinde umutlarımız tükeniyor. Bilim insanlarından akademisyenlere, iş dünyasından eğitimcilere, esnaftan girişimcilere kadar herkes kendi işinden çok siyasetin yarattığı bulutun içinde kaybolmuş ve kendi amaçlarını unutmuş durumda.  Bizler nasıl ki geçmişte siyaset üzerindeki askeri vesayete, bazı baskı gruplarının anti demokratik vesayet ve baskılarına itiraz ettiysek; bugün de iş dünyasının siyasetin merkezinde olmasına karşıyız. Bireysel siyasi tavır ve tercihlerden bahsetmiyoruz; aksine bir camia olarak, ülkenin soysal ve ekonomik refah ve huzurunun payandası olan bir iş camialarından bahsediyoruz. Bu anlamda, iş dünyası siyasetin sis ve bulutu içinde kaybolmamalıdır, siyaset lokomotifinin vagonu olmamalıdır. Bizler gibi siyaset üstü olmak zorunda olan Ticaret ve Sanayi Odalarının, iş dinamiklerinin, STK’ların siyasi bir taraf olmak için değil, iş dünyasının gelişmesi temelinde çalışması gerekmektedir.