MERSİN TİCARET VE SANAYİ ODASI
Türkçe English
MTSO 13. Yıl
ÇAĞRI MERKEZİ 0850 304 33 33
Mersin
Mersin
Mersin
Mersin
Mersin Cennet Cehennem

2016 Mersin Ekonomik Raporu 12.05.2017 tarihinde yayınlandı

2016 yılı Mersin Ekonomik Raporu elektronik kitap formatında hazırlanarak kullanımınıza sunulmuştur. Üzerine tıklayarak açılan yeni pencere içerisinde okuyabilirsiniz. Dilerseniz açılan pencere içerisinden bilgisayarına .pdf formatında indirmeniz de mümkündür.


ÖNSÖZ

2016 yılı Türkiye açısından hem ekonomik hem de ekonomiyi doğrudan etkileyen iç ve dış siyaset anlamında olağanüstü hareketli bir yıl oldu. Zaten 2015 yılından beri ardı ardına yapılan seçimlerle siyaseten hareketlenen ama ekonominin ikinci sıraya atıldığı bir Türkiye, dış etmenler ve çevre ülkelerdeki sıkıntılardan dolayı terörün arttığı bir Türkiye’ye ek olarak, Temmuz 2016’da yaşanan ve milletimizin ve ülkemizin geleceğini yok etmeyi amaçlayan bir darbe girişimi ekonomik anlamda karamsar bir tablo sunuyordu. Daha önce yaşanan Rusya ile yaşanan gerginliğin sonunda güneyimizin dışında kuzeyimizle ilişkilerimizin sarsıldığı ve buna ilaveten sayısı 4 milyonu bulan Suriyeli mülteci sorunun daha da tetiklediği AB ilişkilerinin olumsuz seyri 2016’da da devam etti. Tüm bunlar aslında ülkenin birinci sorunu olan ekonomiyi sürekli ikinci plana attı. 2003-2008 arasında ekonomi ülkenin temel ve birincil çözülmesi gereken sorunuydu ve bundan dolayı işsizlikte, milli gelirde, ekonomik büyümede ve ihracatta rekorlar kırıldı. Ülke imajı dünya çapında olağan üstü olumlu bir imaja kavuşmuştu. Son yıllarda işte bu farklı gündemler ekonomiyi zaman zaman unutturmuştu. Ancak Temmuz darbe girişiminin milletin feraset ve cesareti, tüm siyasi partilerin darbe karşısındaki demokrasiye bağlı duruşları, medyanın darbeye karşı olana duruşu bir araya gelince, bu hain girişim boşa çıktı. Darbe sonrası gündem her ne kadar siyaset olsa da, ekonominin acil konularında büyük adımlar atıldı, destekler verildi. Tüm bunlar köklü yapısal reformlar olmasa da iş dünyasına can suyu oldu.

Elbette sorunlar daha geçmişe dayanıyordu. 2008 küresel finans krizinin uzun süren olumsuz ekonomik etkileri ne yazık ki olumsuz anlamda toplumsal olaylara da yansıdı ve Arap Baharı adıyla başlayan sosyal ayaklanmalar dünya ve bizim için tam bir kışa dönüştü. Bu süreçte Türkiye olarak 2003 yılında başladığımız ekonomik hızlanmayı devam ettirebilseydik, kendi içimize daha çok odaklanabilseydik, siyasi kutuplaşma ve siyasi kavgaları bu kadar ilk gündem haline getirmeseydik inanıyorum ki bugün hem büyümemiz, hem işsizlik rakamlarımız hem de ihracatımız başka bir boyutta olacaktı. Ancak, her şeye rağmen ülkemizin özel sektörü dinamik yapısını, girişimci yapısını korumaya, üretmeye ve ihraç etmeye devam etti. Eğer bu gün Türkiye dünyada bazı konulara ses çıkarabiliyorsa, bazı konularda öncü olabiliyorsa bunun arkasında güçlü bir özel sektör olmasındandır. Ülkemizin son yıllarda yakaladığı ekonomik ve siyasi istikrar bizim için bir sıçrama tahtası olmuştu. Bu gücü ve değeri basit siyasi kavgalara kurban etmemeli ve ortak paydalarda buluşabilen bir siyaset anlayışı ve bunun yarattığı olumlu hava ülke tabanına yayılmalıdır. Unutmayalım ki güçlü ekonomiler güçlü demokrasilerle yükselir.

Bizler iş dünyasının temsilcileri olarak gerçeklerle ilgileniriz ve asla umutsuzluğa düşmeyiz. Bizler bir slalom kayakçısı gibi engellerin arasında geçer ve ülkemizin üretimini, ihracatını, istihdamını ve zenginliğini devam ettiririz. Bugünün sorunları bizim geleceğe olan güvenimizi sarsamaz veya umutsuzluğa düşüremez. Ancak, geleceğe ait planlarımızı yaparken de gerçekçi olmak ve gerçekleri anlamak zorundayız. Ülke olarak sıkıntıların ortasında olabiliriz ama biz işimize bakmalı ve kendi eksiklerimize odaklanmalıyız. Ekonomik anlamda çözüm bekleyen onlarca yapısal sorunumuz varken başka şeylerle enerjimizi, sinerjimizi israf etmemeliyiz. Eğer biz kendi eksiklerimizi; ekonomik anlamda, siyasi anlamda, hukuk ve eğitim anlamında, ar-ge ve ileri teknoloji anlamında, girişimcilik anlamında eksiklerime odaklanırsak küresel sıkıntılardan etkilenmeyiz. Aksine, bunlar bizi tüm küresel sorunlara karşı dirençli yapar.

Mersin özelinde ise; Mersin üretimini ve ihracatını arttırdı. Ancak, karını arttıramadı. Aslında bu Türkiye’nin sorunudur. Belki de en çok düşünülmesi gereken konu da budur. Üretiyoruz ama para kazanamıyoruz. Yani, aynı koşu bandında koşan biri gibi; Koşuyoruz ama mesafe alamıyoruz. Bunun da tek bir nedeni var; Düşük ve Orta teknolojili bir üretim sistemine sahip olmamız. Yani, katma değer yaratmayan bir sistem. Artık, hem ülke hem de Mersin olarak orta teknolojili üretimden, daha çok katma değer yaratacak olan yüksek teknolojili üretime geçmemiz gerekiyor. Orta gelir tuzağından kurtulmamız ve Ar-Ge’ye önem vermemiz gerekiyor. Bu noktada yeni hedefimiz yeni, sanayi devrimi olan Endüstri 4.0’ı sektörlerimize entegre etmek olacaktır. Bu geçişi sağlayabilirsek ve gençlerinizi buna göre eğitebilirsek işte o zaman hedeflerimize ulaşabiliriz. Mersin’in yeni hedefi budur.

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, kentimizin ve iş dünyasının yaşadığı sıkıntıları istatistiklerden faydalanarak somut tablolar ortaya koyabilmekteyiz. Bu bağlamda; Odamız tarafından hazırlanan kitabımız farklı kurumlarca derlenen verilerin detaylı olarak bir araya getirilerek, toplumsal ve kültürel yapı, ekonomik yapı ve makro ekonomik göstergeler, alt yapı sistemleri, sivil toplum kuruluşları alt başlıklarında incelenen konuların yanı sıra Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki gelişmeler ve beklentilere ait değerlendirmelere de yer verilmiştir. Yayınımızın üyelerimize ve ilgililere faydalı olmasını diler, destek veren tüm Kurum ve Kuruluşlara teşekkür ederiz.

Şerafettin AŞUT
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası
Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

 


Sayfa gönderiliyor. Lütfen bekleyiniz

ARKADAŞINA GÖNDER